Yaşanılan çevreye sahip çıkmak…  

04 Haziran 2024 13:21
Yaşanılan çevreye sahip çıkmak… 

İçinde bulunmuş olduğumuz hafta Türkiye Çevre Haftası ve 5 Haziran ise Dünya Çevre Günü’dür. Canlıların yaşamış olduğu çevrenin temiz kalması, gelecek nesillere daha temiz bir çevre bırakılması, ancak çevre temizliğine karşı duyarlı olmak sayesinde olacaktır. Bu açıdan çevre temizliği sağlığımızı da çok yakından ilgilendirmektedir. İnsanların ortak olarak kullandığı çevrenin temiz tutulması yine insanların sorumluluğundadır.

Toplumda yaşan bireyler olarak yaşamış olduğumuz çevreye yeterince sahip çıkıp, temiz tutabiliyor muyuz? En basitinden düşünürsek yaşamış olduğumuz mahallemizi, sokağımızı, kısacası şehrimizin temiz kalması adına vatandaşlar olarak neler yapmalıyız.

Çevreyi temiz tutmanın birinci kuralı, kirletmemek olduğuna göre, toplumda yaşayan bireylerin çevre temizliğine vereceği en büyük katkı, çevreyi kirletmemek olmalıdır. Günlük yaşantımızda bu konuda duyarlı davranışlar sergilemeyen kimselere de rastlamak mümkün olabiliyor. Toplumda çevre bilincinin oluşması ve genele yayılması, yine toplum sağlığı açısında önemli bir yer teşkil etmektedir.

Temizlik çevreye karşı duyarlı ve sorumlu olmayı gerektirir. Çevre temizliği denilince yalnızca elimizdeki bir çöpün, çöp kutusuna atılması algılanmamalı. Geri dönüşüme tabi olan atıkların da çevreye değil geri dönüşüm konteynırlarına atılması da, çevrenin korunması adına oldukça önemli bir katkıdır. Geri dönüşüme tabi olan malzemeleri çevreye veya çöp kutularına değil, geri dönüşüm kutularına atarak, hem çevremizi temiz tutmuş oluruz hem de ekonomiye katkıda bulunuruz. Geri kazanımla birlikte, doğal kaynaklarımızı korumuş olur, enerji tasarrufunun sağlanmasına katkıda bulunmuş oluruz. Böylece çöpe giden atık miktarı azalır ve geleceğe yatırım yapılmış olur.

Çöplerin köşe başlarına bırakılması görüntü kirliliğinin de oluşmasına neden olmaktadır. Bu konuda toplumda gereken çevre bilinci oluşmalı ve herkesin katkıda bulunması sağlanmalıdır. Yine çeşitli nedenlerle oluşan molozların rastgele çevreye bırakılması görüntü kirliliğine neden olduğu gibi ayrı bir çevre sorununun oluşmasına neden olmaktadır.

Alt ve üst geçitlerin temizlik sorunuyla karşılaşmak mümkün olabiliyor. Daha doğrusu temiz kullanmama sorunu güncelliğini koruyor. Alt ve üst geçitlerin, bazı duyarsız kişilerce kirletilmesi, altgeçitlere çeşitli atıkların atılması ve duvarlarına yazılar yazılması da yine duyarlı vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılanıyor. Son yıllarda yeşil alanların çoğaltılmasına yönelik çalışmalar yapıldı, yapılmaya da devam ediyor. Fakat bazı duyarsız kimselerin doğa ve çevreye karşı kayıtsız kalmasını anlamakta mümkün olmuyor.

Denizin temiz kalması ve yarınlara daha güzel bir çevre bırakmak adına çalışmalar yapılırken, bu çalışmalara vatandaşlar olarak katkı sunmak için herkesin üzerine düşen görevi yapması gerekiyor. İzmit Körfezi’nde yapılan denetimler, arıtma istasyonlarının kurulması, denizin temiz kalmasında büyük etken oldu. Büyükşehir Belediyesi, ‘İzmit Körfezi Balıklandırma Projesi’ kapsamında son yıllarda çupra, levrek ve kalkan balığı yavrularını denizle buluşturmuş, bu ise balık çeşitliliğinin artmasına katkı sunmuştu.

Oldukça güzel sahillere sahip bulunan ilçemiz ve beldelerinde karşılaşılan bazı görüntüler, çevre temizliği konusunda bazı kimselerin yeterli duyarlılığı göstermediğini, duyarlı vatandaşların yaklaştığı hassasiyetle yaklaşmadığını da maalesef gösteriyor.

Geleceğimiz olan genç nesillerde çevre bilincinin oluşmasına katkıda bulunmak istiyorsak, öncelikle toplumda yaşayan yetişkin bireyler örnek olmalı, çevremize sahip çıkmalıyız. Yaşamış olduğumuz şehir sahil kıyısı olan bir konumda bulunduğundan dolayı, denizi temiz tutmaya özen göstermeliyiz. Çevrenin kirlenmesinin toplumu etkilediğini unutmamak gerekiyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın tüm yazıları
X